Çavuşin

Çavuşin otelleri butik otel ve butik otelleri fiyatları, otel tanıtım Çavuşin hakkında detaylı bilgi resimleri fotoğrafları tanıtım filmi.
 
Yakınındaki Yerler
Göreme Gezi Rehberi
Avanos Gezi Rehberi
Kapadokya Gezi Rehberi
Ortahisar Gezi Rehberi
Uçhisar Gezi Rehberi

 
 
 
Çavuşin

Göreme'den Avanos'a giderken 3 km. sonra sağda bulunan Çavuşin Köyü'nde, yakın zamanlara kadar kullanılmış olan ve yarısı kayadan oyma, yarısı kesme taşlarla yapılmış olan bir camisi bulunuyor.

Ayrıca bölgenin en büyük kilisesi kabul edilen, ne yazık ki hiçbir koruma altında olmadığı için büyük ölçüde tahribata uğramış olan Çavuşin Kilisesi de burada. 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Göllüdağ'ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkan Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yer olarak dünyanın her yerinden gelen ziyaretçileri ağırlıyor.

Erozyonun oluşturduğu Peri Bacaları ve inanılmaz görüntülerle herkesi şaşırtan vadileri, insanların inanç uğruna oyarak inşa ettikleri ve günümüze kadar canlılığını koruyabilmiş freskleriyle kaya kiliseleri, canlarını kurtarabilmek amacıyla yerin metrelerce altını -kimi zaman sekiz kat- oyarak yeraltı yerleşim yerleri bugünkü Kapadokya'yı meydana getiriyor. İnsan ve doğa el ele vermiş ve dünyanın harikalarından birini ortaya çıkarmış.

Roma İmparatorluğu döneminde yaşamış olan Strabon, Geographika adıyla yazmış olduğu kitabında Kapadokya'yı, doğuda Malatya, batıda Aksaray, güneyde Toros Dağları ve kuzeyde Doğu Karadeniz'e kadar uzanan bir bölge olarak sınırlandırıyor. Bugün ise Kapadokya eşittir peribacaları, kaya kiliseleri, yeraltı şehirleri olduğu için bugünkü Kapadokya, bu oluşumların en yoğun olduğu Avanos, Ürgüp, Uçhisar, Göreme, Ortahisar, Gülşehir, Derinkuyu ile Aksaray yakınındaki Ihlara vadisi akla geliyor.

Kapadokya bölgesinin jeolojik oluşumu Erciyes, Hasan, Melendiz, Göllüdağ ile daha birçok küçük volkanik dağların, Üst Miyosen çağda patlamaları ile başlamıştır. Bölgeye yayılan lavlar, göller, akarsular üzerinde 100-150 metreyi bulan değişik sertlikte tüf tabakasından oluşan yüksek bir plato meydana getirmişlerdir. Zamanla bu platonun, erozyonun etkisiyle inanılmaz derecede aşınması sonucu bugünkü vadiler ortaya çıkmış, peri bacası adı verilen üzerinde daha sert ve geniş bir kaya tabakasının bulunduğu konik şekiller oluşmuştur. Dünyanın birkaç bölgesinde de görülen Peri Bacaları, hiçbir yerde Kapadokya'da olduğu kadar yoğun bir şekilde bulunmamaktadır. Tabiatın bu cömertliğinden yararlanan insanoğlu ise, oyulmaya çok elverişli olan bu kalın kaya kütlesini oyarak, günün şartlarına göre evler, manastırlar, kiliseler ve yeraltı sığınakları yapmışlardır. Özellikle Hıristiyanlığın Anadolu'da yayılmaya başlamasıyla birlikte, Kapadokya'nın jeolojik yapısının verdiği bu avantajla manastır ve kilise sayısı binlerle ifade edilen sayıya ulaşmış ve Hıristiyan keşişlerin merkezi durumuna gelmiştir.

M.Ö. 2000'lerden başlayarak Hititler bölgeye yerleşmiş ve yerli halkla kaynaşarak Büyük Hitit İmparatorluğunu kurmuşlardır. Bu dönemde Kayseri yakınlarında bulunan Kültepe (Neşa,Kaniş) Asur Ticaret Kolonilerinin önemli bir ticaret merkezi durumundadır. M.Ö. 1200'lere kadar hüküm süren Hitit İmparatorluğunun yıkılmasından sonra Geç Hitit Devletleri kurulmuştur. Friglerin, Geç Hitit Devlerine son vermesinden sonra Kimmerlerin, Medlerin ve M.Ö. 547'den itibaren ise Perslerin hakimiyetinde kalmıştır. Persler Anadolu'yu Satraplık adı verilen bölgelere ayırarak yönetirler. Bu bölgelerden biri olan bugünkü Kapadokya bölgesine ise Pers dilinde "Güzel Atlar Ülkesi" anlamına gelen Katpatuka adını verirler.

Pers İmparatorluğu'nu yıkan Büyük İskender Katpatuka'da beklemediği bir direnişle karşılaşır. Bunun üzerine, komutanlarından biri olan Sabistas'ı bölgeyi denetim altına almakla görevlendirir. Buna karşı çıkan halk bir Pers asilzadesi olan I. Ariarathes'i (M.Ö. 332-352) kral ilan eder. Büyük İskender ile iyi ilişkiler kuran I. Ariarathes, Kapadokya Krallığının sınırlarını da genişletir. Büyük İskender'in ölümüne kadar barış içinde yaşayan Kapadokya Krallığı, yeniden bir savaş dönemine girer ve Pontus, Galat, Makedonya ve Romalılarla mücadele eder. M.S. 17 yılında Tiberius Roma İmparatorluğuna bağlayarak eyalet haline getirir. Batıya açılan yeni yolların yapılması, eyaletin merkezi durumundaki Kayseri'nin önemini artırmış, ticaretin Asur Ticaret Kolonilerindeki parlak dönemindeki canlılığına kavuşmuştur. Daha sonraki yıllarda İran'dan gelen Sasanilerin akınlarından korunmak için şehrin etrafı surlarla çevrilmiştir. Hıristiyanlığın yayılması sırasında, Kapadokya bölgesi bu bakımdan da önemini artırmış ve Hıristiyanlık Roma İmparatorluğu tarafından resmi din olarak kabul edilince Kayseri Başpiskoposluk merkezi haline gelmiştir. IV. Yüzyılda Başpiskopos olan Aziz I. Basilius'un büyük çabalarıyla Hıristiyanlık bölgeye yerleşmiş ve kayalar içinde mistik bir manastır hayatı başlamıştır.

Roma İmparatorluğu M.S. 395 yılında ikiye ayrılınca, Kapadokya doğal olarak Doğu Roma İmparatorluğunun sınırları içinde kalır. VII yüzyıl başlarında Bizanslılar'la Sasaniler arasında yoğun savaşlar meydana gelmiş ve Sasaniler 6-7 yıl bölgeyi ellerinde tutmuşlardır. M.S. 651 yılında, Halife Osman Sasani Devletini yıktıktan sonra, Arap-Emevi akınlarına maruz kalır Kapadokya halkı. Bu karışıklık sırasında, bir süredir devam eden Hıristiyan mezhep çatışmaları, özellikle İmparator III. Leon'un ikonaları yasaklamasıyla, doruk noktasına ulaşır ve İkonaklazm (726-843) denilen dönem başlar. İkonaklastik dönemde Kapadokya'ya büyük bir göç yaşanmış, ikona taraftarı olan Hıristiyanlar bölgeye gelip kayalara oyulmuş manastırlarda gizlenerek ibadetlerine ve faaliyetlerine devam etmişlerdir. 1082 yılında Kayseri'nin Selçuklular tarafından fethedilmesinden sonra Kapadokya halkı huzurlu bir döneme girer. Selçuklu hakimiyetindeki Hıristiyanlar serbestçe ibadetlerini yaparlar ve kiliselerini inşa ederler. Ancak, 1308 yılında Moğol kökenli İlhanlılar Kayseri'yi ele geçirip, şehri yakıp yıkarlar. Bu durum çok sürmez ve bunu takip eden Osmanlı zamanlarında bölge sorunsuz bir dönem geçirir. Bölgedeki son Hıristiyanlar 1924-26 yıllarında yapılan mübadeleyle, arkalarında güzel mimari örnekler bırakarak Kapadokya'yı terkederler.

  • Çavuşin Otelleri - Doğa ve tarihin iç içe geçtiği, eşsiz güzelliklere sahip Kapadokya'ya her gelenin mutlaka uğradığı yerlerden biridir Çavuşin.
  • Çavuşin Otel Fiyatları - Kapadokya'nın küçük bir köyü olan Çavuşin, ülke turizmine katkı sağlayan noktalardan biri olup, her yıl binlerce turiste ev sahipliği yapmaktadır.
  • Çavuşin Pansiyonları - Çavuşin pansiyonlarının hemen hepsi tarihi yapılarda ya da kayalara oyulmuş mekanlarda misafirlerini ağırlıyor.
  • Çavuşin Uçak Bileti - Çavuşin uçak bileti ve Çavuşin ucuz uçak biletlerini bulabileceğiniz, Çavuşin uçak bileti fiyatlarını karşılaştırabileceğiniz sayfa.
  • Çavuşin Hava Durumu - Çavuşin için 5 günlük hava durumu bilgilerini sayfamızdan inceleyerek, tatilinizi en doğru zamanda planlayabilirsiniz.
 
 
Gezgin Yorumları
 
Fotoğraflar güzel de orayı solumak muhteşem. Dört gün turlarla ve balonla da yukarıdan yaşamak gerek ille de. Çavuşin Köyü, Canela Otel'de kalmıştım. Her şey rüya gibiydi. İlle de gidilmeli ve ille de şarabı da içilmeli.
Hülya Tozlu l 9 Ağustos 2014, Cumartesi 17:26 l  
 
Butik Otel Canela'da kalmıştım. Her şey, her yer harikaydı.
Hülya Tozlu l 9 Ağustos 2014, Cumartesi 17:24 l  
 
 
Peki Çavuşin hakkında sen neler düşünüyorsun?

En Çok Beğenilen Oteller
 
En Çok Yorumlanan Oteller
 
En Çok Beğenilen Mekanlar
 
 
 
Kapadokya gezisinde görülmesi gereken yerler hakkında Kapadokya Görülmesi Gereken Yerler sayfasından bilgi alabilirsiniz.

Kapadokya'daki keyifli butik otelleri Kapadokya Butik Otelleri sayfasında inceleyebilirsiniz.

Peri Bacalarının en güzel örneklerini görebileceğiniz Ürgüp'de konaklama alternatifleri için Ürgüp Otelleri sayfasını inceleyebilirsiniz.

Seyahat Tüyoları